Sabah
ayazından elleri üşümüştü, poyraz o kadar
kuvvetli esiyordu ki sağ tarafında kaçışan
ilarya sürüsünü görememişti. Üşüyen ellerine baktı,
sonra sabah balığa çıkmanın heyecanıyla
uykusuz kalan gözlerini ovuşturdu güneşin
doğmasına neredeyse yarım saat kalmıştı,
esen sert rüzgarın ince uzun oltasında
çıkardığı sesi dinledi ve kıyı boyunca
dalgaların kumlarla kucaklaştığı hattı
izleyerek her zaman yaptığı gibi oltasının
ucuna taktığı uskumru desenli voblerine
bir göz attı ve üstündeki belli belirsiz
diş izlerine bakarak hafif tebessümle
oltasını poyrazdan çarşaf gibi olan denize
doğru salladı... Uskumru desenli vobler
şöyle içinden derin bir of çekerek düşmek
üzere olduğu denize doğru baktı. Henüz
denize düşeli saniyeler geçmişti ama o
şimdiden bu soğuk denizden ve az önce
suya girdiği sırada belli belirsiz gördüğü
karaltıdan ürpermişti. Oysa daha bir saat
önce kutusunda sıcak ve güvenli bir şekilde
durduğunu hatırladı ve kıyıya doğru çekildiğini
fark etti, evet yine başlıyordu macerası.
Hafif bulanık sudan tam göremiyordu ama
kırmalık bir yerin üstünden geçip kumluk
bir açıklığa doğru geliyordu. Tam ufak
ilaryaların yanından geçerken, arkasından
gelen gümüş parlaklığı fark ettiğinde
artık çok geçti, çok garipti canı yanmıyordu
yanmasına ama onu yakalayan balık tıpkı
öncekiler gibi onu hiç sevmemişti durmadan
çırpınıyor ve onu derinlere doğru götürüyordu
sonra birden kendisinden oldukça büyük
olan balık durakladı evet yorulmuştu şimdi
ikisi birden kıyıya doğru çekiliyordu
artık uskumru desenli vobler rahatlamıştı
yakında tekrar eve döneceğini biliyordu.
Tam güneş kendisini tepelerin arasından
göstermişti ki oltaya atlayan bu balığın
levrek olduğunu anlayan balıkçı kendinden
emin ama bir o kadarda merakla balığı
kıyıya kadar getirmişti. Belinde asılı
duran kepçesini suya daldırdığında ne
olduğunu anlayamayan levrek gönülsüzce
kendini kepçeye bırakmıştı bile. Balıkçı
acele etmeden kıyıya getirdiği avıyla
bir yandan gururlanıyor bir yandan da
uskumru desenli voblerini balığın ağzından
nazikçe çıkarmaya çalışıyordu.
Kıyıdan
esen poyrazı unutan vobler şimdi daha
çok üşüyordu hem ıslaktı hem rüzgar esiyordu.
Çok geçmeden sıcak bir el onu bu koca
balığın ağzından bir hamlede çıkardı artık
rahatlamıştı. Aynı sıcak el gümüş gövdeli,
siyah gözlü o güzel balığı tuzlu soğuk
suya geri bıraktığında, uskumru desenli
vobler hem yorgun hem de gıpta dolu gözlerle
gümüş gibi parlayan ve salına salına yüzen
büyük balığa bakarak çoktan tuz kokulu
hayallere dalmıştı bile...
oltacı
GÜNLÜĞÜ'nde yayımlanan standart oltaciyiz.biz
site içeriği dışında ki diğer yazılı ve
görsel tüm medyanın özgünlüğü ve kaynağı
yazarının sorumluluğundadır. oltaciyiz.biz
sadece yazar tarafından verilen "özgündür"
bildirimine dayanarak söz konusu medyayı
süreli şekilde yayımlama haklarına sahiptir.Bu
bölümde yer alan yazılı ve görsel nitelikteki
her türlü medyanın yazarından ve oltaciyiz.biz'den
izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin
kopyalanması, çoğaltılması başka platformlarda
kullanılması / yayınlanması
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu
hükümlerine bağlıdır.
Bu
günce ile ilgili düşüncelerinizi oltacıFORUM'da
bizlerle paylaşabilirsiniz.
İlgili konu başlığına