gizlilikoltacıya MEDYATEST OFİSİweb yayımı hakkındailetişim
oltacı ATLASoltacı REHBERoltacıdan çizgili ANSİKLOPEDİoltacının GÜNLÜĞÜoltacıFORUM
TIRIVIRI savaşıdere tepesizden gelenfly fishingfotoğraf yarışması
ana sayfaya git
Sayfaya girişiniz:
 
Başlık Piyadenin Sazanları
Yazar Salih KANAATBİLEN (Kars)
Tarih 18 Şubat 2008
Tanım Nostaljik Rapor

     Piyade Okulu'ndan Asteğmen rütbesiyle mezun olduğumda görev yerimin nasıl bir yer olduğu konusunda en ufak bir fikrim yoktu. Kura çekiminde Kars Digor ilçesi Hudut Bölüğü'ne bağlı -Ermenistan sınırında bulunan- bir karakolda takım komutanlığı görevi çekmiştim.
Kars'a ilk indiğimde dikkatimi hiç ağaç olmaması çekti. Ağacı seven ve Adana gibi baston diksen yeşerebilecek bir memlekette büyüyen biri olmam dolayısı ile çok garipsemiştim. Tabii daha sonra Allah'ın her memlekete ayrı bir güzellik bahşettiğini anlayacaktım.Bir hafta bölük merkezinde kaldıktan sonra karakoluma ulaştım. Bulunduğumuz arazi nispeten sarp tepelik ve araziyi paçalara bölen derin uçurumlu birçok dere yataklarından oluşuyordu. Bu dere yatakları Ağrı Dağı'nın patlaması sırasında oluşan depremlerle oluşmuş.Bir diğer göz alıcı nokta bir ot dahi olmaması! Her taraf kayalarla örtülü (kış mevsimiydi).
İlk keşfim tepelerin üzerinden gelen o tanıdık sesin yankıları oldu.

Gak-gubak, gak-gubak, gak-gak...

     Bilen bilir bu güzeller güzeli kınalı kekliğin sesiydi. Daha sonra bu kayalık çöl gün gün canlandı gözümde. Boş vakitlerimde kafa dinlemek için en iyi yoldu keklikleri dinleyip dürbünle araziyi izlemek. Bu izlemeler hem görevleri planlamada araziyi tanımada yardımcı oldu hem de aha tilki, aha kurt derken oradaki doğal zenginliği görmeme... Hatta birkaç kere fırsat bulup keklik dahi avladım.
Derken kış ve bahar geçti yaz mevsimi yarılandı. Köylülerle bir sohbetimde avcılık gibi balıkçılığı da çok sevdiğimi söyleyince çevrede balık tutabileceğim yerleri ve ne tür balıklar olduğunu anlattılar. Ben de bana olta bulup bulamayacaklarını sordum. Zira onlar serpme ile avlanıyordu. Bir hafta sonra olta geldi: İki plastik kasnak, 100m. 60'lık misina, 1 ve no.5/0 birkaç iğne! Kurşun?... O yok! Eh idare edecektim artık. Kurşun yerine idam düğümüyle taş bağladım, tek köstek, tek iğne iki olta yaptım.
Araziye emniyet almadan asla çıkılmaz. Zira bölgemiz teröre müzahir bir bölgeydi. Gelen istihbaratlar da yakın tehditleri doğruluyordu. Ancak bir balık avı için de 2 manga asker götüremezdim ya. Gözümüzü karartıp iki asker bir de emrimde çalışan uzman arkadaşımı da alarak sabah 05:00'da tepeden planladığımız dere yatağına doğru yola koyulduk. Düşünün hayatta kaç kere mayına basma, pusuya düşme korkusu ile balığa gidilir ki? Yem karakolda askerlerimin yaptığı mis gibi ekmek (Aslanlarım hepsini çok özledim,iyi çocuklardı hepsi).
Kıyıya varıp oltaları attık. Bir oltada no.1 diğer oltada 5/0 iğne var.Daha atar atmaz gelen ilk balık bir ağzıbüyük'tü (tatlı su kefali).Bu kadar çabuk gelmesi bu bakir yerin balık dolu olduğunu söylüyordu (Askeri yasak bölge, yani siviller giremiyor). Hemen ağzıbüyüğü yaprak yem yaparak büyük iğneli oltaya taktık. Zira köylüler yayın (onlar karabalık diyor) olduğunu anlatmışlardı. Derken yine birinci oltaya kiloluk bir incir pullusu (bıyıklı balık) düşüyor. Kısa zaman sonra oralarda caner ya da canal olarak bilinen bir bıyıklı balık türü yaprak yemli oltaya düşüyor, net 3kg ve en sonunda sevgilim sazan da gecikmeden birinci oltaya düşüyor. Hem de ne düşme deli gibi misina alıyor. Onu da karakolda tarttım; 3kg küsür geldi. Ve böylece devam etti... Asıl kıyamet ise uzman arkadaşı misinayı eline koluna sarmış debelenir görmemle koptu.Taze kesilmiş ağzıbüyük eti cazip gelmiş yayın kardeşte atlamış.Yardım ede ede kıyıya kadar getirdik.En son "yardım edin gomtanım" diyerek askerimin biri atlamasın mı, misinaya abanmasın mı! Hop misina kopar, koca yayın bay bay edip gitti. Kısmet.
Askerlik görevimi çok iyi askerler ve mükemmel rütbeli personelle, doğası hiç el değmemiş bir yerde yapmış olmanın yanında böylesi av ve balık maceraları da yaşamış olmak banim için tarifsiz bir mutluluk ve onur kaynağıdır. Keşke keşke o dağlarda yeniden olabilsem keşke...


oltacı GÜNLÜĞÜ'nde yayımlanan standart oltaciyiz.biz site içeriği dışında ki diğer yazılı ve görsel tüm medyanın özgünlüğü ve kaynağı yazarının sorumluluğundadır. oltaciyiz.biz sadece yazar tarafından verilen "özgündür" bildirimine dayanarak söz konusu medyayı süreli şekilde yayımlama haklarına sahiptir.Bu bölümde yer alan yazılı ve görsel nitelikteki her türlü medyanın yazarından ve oltaciyiz.biz'den izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin kopyalanması, çoğaltılması başka platformlarda kullanılması / yayınlanması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine bağlıdır.

© www.oltaciyiz.biz
yazarın kaleminden
Diğer Günceler

        [kronolojik sırayla listelenmektedir]

©www.oltaciyiz.biz
fotoğraf-1
©www.oltaciyiz.biz
fotoğraf-2
©www.oltaciyiz.biz
fotoğraf-3
 

Bu günce ile ilgili düşüncelerinizi oltacıFORUM'da bizlerle paylaşabilirsiniz.
İlgili konu başlığına
   
 
                            yayınımız şu ana kadar oltacıTRAFFIC kez ziyaret edildi
javascript hit counter