gizlilikoltacıya MEDYATEST OFİSİweb yayımı hakkındailetişim
oltacı ATLASoltacı REHBERoltacıdan çizgili ANSİKLOPEDİoltacının GÜNLÜĞÜoltacıFORUM
TIRIVIRI savaşıdere tepesizden gelenfly fishingfotoğraf yarışması
ana sayfaya git
Sayfaya girişiniz:
 
Başlık Ural Nehri'nde Koca Ağız
Yazar Onur AKÇAY (Atyrau, Kazakistan)
Tarih 11 Ocak 2007
Tanım Yerel Rapor
     Pazar günü, bir önceki haftadan aldığımız gazla, havanın durumuna aldırmadan attık kendimizi Ural kıyısına. Hava serin, rüzgar kuvvetli esiyor, yağmur arada indirsede arkadaşlarım ve ben hiç aldırmıyoruz. Solucan ile yemlenmiş dip oltası çalışıyoruz, amacımız irice bir yayın yakalamak. Saatlerce doğru düzgün bir vuruş dahi olmadı, Yayın'dan eser yok, Sazan suların derinlerine çekileli nerdeyse bir ay oldu, Sudak nazlı, arada bir Tahta balığı alıyoruz o kadar. Öğlene doğru hava biraz açılır gibi oldu. Durumda değişiklik yok. Yanımda bana eşlik eden misafir arkadaşlara at-çek yaptırıyorum, sırayla her yemi denetiyorum. Denk gelirse irice bir Sudak keyfimiz yerine gelir. İnanmıyorlar, bunla balık mı tutulur falan diyor biri. Neden bunun ucuna solucan takmıyoruz diyor, sen bunlarla hiç balık tuttun mu diyor. Kızmıyorum. Siz dediğimi yapın yeter diyorum.
Öğlen 2 gibi, hafta içi yeni at-çek takımı yaptığımız Sobotay amca yanımıza geldi. Cumartesi akşamüstü ben evde otururken , o nehir kenarına yeni oltasını denemeye gitmişti, 10 dakikada bir telefon edip taciz ediyordu beni. Böyle sudak tuttum, şöyle kaçırdım diye on defa telefon etmiş, beni kandırdığını düşünerek dikkate almamıştım. Bırak şu solucanla avlanmayı hadi gidelim de sana bacak gibi Sudak'lar tutturayım, dedi. Takıldım peşine, gittik onun av mekanına. Biz şehirdeki büyük köprünün altında hemen en yakın noktada avlanıyoruz. Nehir 500 m ilerde aktığı yöne doğru büyük bir yay çizip dönüyor, o arada görünüşü ufak çaplı bir göl gibi adeta. O yayın bittiği köşedeyiz şimdi. Burda derinlik az, dipte ilişkenler çok fazla, daha önce de denemiştim burayı at-çek ile çok sasi bırakmıstım, bu sefer meeps deneyeceğim. Hiç umutlu değildim ava başlarken. Ancak at-çek ile balık avlamak son derece keyifli, her atışta aynı heyecanı duyarak makinanın koluna asılmak bana her zaman tarifi imkansız keyifler veriyor. Bu arada suda oynaklar var, bir yerden tanıyorum ben bu atlayışları, kuyruk atışları. Ama daha önce Ural'da şahit olmadığım bu oynaklar tıpkı Kefal oynağı gibi, heyecanım daha da artıyor. En son Sakarya ırmağı kenarındaki azmaklarda görmüştüm ben oynakları. Hele o 10 dk geçmeden meppsime zımba gibi yapışınca biri, aylardır yaşamadığım bir heyecanı yaşıyorum, 1 ay evvelki sudaktan tecrübeliyim, debriyaj ayarlı her zaman, balık yol istiyor misina alıyor bazen yukarı aşağı geziyor, sudak olmadığını biliyorum, kefal olması ise imkansız, çünkü ne duydum ne gördüm Ural'da. Sardım, sardım yavru geldi. Kefal dedim ben ama pulları değişik , çene biraz daha uzun, kuyruk çatal. 1 kg yakın bir balık. Balığı kenara bırakıp salladım hemen oltayı, ilk atış takıldı sandım bir an meeps, hayır daha iri bir balık bu, Osman Ozan abim aklımdan geçiyor, balıkla uğraşırken. Bu kamışı ve makinayı o seçmişti bana. Kamış Daiwa 2.70 m süper rahat, makinam Alba Star KK30, misina 0.20 mm. Rahatım hiç zorlanmadan kıyıya getiriyorum yavruyu. Az öncekinin 2 katı nerdeyse. Bir heyecen bir sevinç, onu kenara bırakıyorum, sonraki ilk atış yine yapıştı bir tanesi ilk balık kadar. Keyfime diyecek yok. Sobotay amca yanımda kafayı yiyecek yan yana atıyoruz, onda tık yok. Gel dedim gel, al sana benim meepsten. Bu arada Erhan abide dayanamamış atlamış arabaya gelmiş, oltayıda Erhan abiye bıraktım, Erhan abide gaza geldi ben balıkları çektikçe. Sobotay amca 5 dakika sonra benimkilerden daha iri bir balık aldı. Erhan abi çalışıyor , ama tutamıyor, birkaç balık kaçırınca daha bir azimle sallıyor oltayı, tutamıyor. Yoldan gelip geçenler başımıza toplandı. Merakla izliyor. Ben başka balık alamadım. Tüm bunlar yarım saatte oldu. Eşim telefon edip alışverişi hatırlatınca ben avı bırakıp evin yolunu tutmak zorunda kaldım.
Diğer arkadaşlar devam etmişler ama 1 tane daha balık alabilmişler. Balıkların resimleri yanda. Yereller Jerih / Jiralga diyorlar. Bu balıkları yakaladığımda ne olduklarıyla ilgili soru sorduğum ilk kişi olan Yakup Erdem hocam bana bilgi vermiş ve birkaç site linki göndermişti. Linklere gidip baktığımda gördüm ki balığımızın latince adı Aspius aspius muş, sonrasında görüşebildiğim sevgili Bahadır Çapar ise bu balığın Koca Ağız olarak anıldığını belirtmiş ve bilgiyi doğrulamıştı. Öğrendiğime göre sazan ailesinin en kıymetli balıklarından biriymiş, fly ile de avcılığı yapılıyormuş.
Umarım yakın zamanda daha iyi avlar yaparak hazırlayacağım daha güzel ve renkli raporlarımı oltaciyiz.biz sayesinde sizlerle paylaşacağım. Kazakistan'dan tüm oltaciyiz.biz okurlarına selamlar. Herkese rastgele.

oltacı GÜNLÜĞÜ'nde yayımlanan standart oltaciyiz.biz site içeriği dışında ki diğer yazılı ve görsel tüm medyanın özgünlüğü ve kaynağı yazarının sorumluluğundadır. oltaciyiz.biz sadece yazar tarafından verilen "özgündür" bildirimine dayanarak söz konusu medyayı süreli şekilde yayımlama haklarına sahiptir.Bu bölümde yer alan yazılı ve görsel nitelikteki her türlü medyanın yazarından ve oltaciyiz.biz'den izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin kopyalanması, çoğaltılması başka platformlarda kullanılması / yayınlanması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine bağlıdır.

© www.oltaciyiz.biz
yazarın kaleminden
Diğer Günceler

        [kronolojik sırayla listelenmektedir]


fotoğraf-1

fotoğraf-2

fotoğraf-3

fotoğraf-4
Bu günce ile ilgili düşüncelerinizi oltacıFORUM'da bizlerle paylaşabilirsiniz.
İlgili konu başlığına
   
 
                            yayınımız şu ana kadar oltacıTRAFFIC kez ziyaret edildi
javascript hit counter