Değerli
dostlar,
soğuk bir Aralık akşamı kentin tüm sorunlarını
ve gürültüsünü arkamda bırakıp kendimi Saros'a
götürmek üzere yolda bulmuştum. Yıllardır
arabada bende her hafta sonu gittiğimiz
yolu ezberlemiştik. 300 km'lik yol giderken
çok çabuk geçiyor da dönerken insan geri
geri gidiyor sanki ve yol bitmiyor. Neyse
site görevlisi arkadaşımdan rica edip önceden
sobayı yaktırmış olduğum için -1 derecelik
dışarıdan girdiğimiz ev eşimle bana cennet
gibi geldi. Hakikaten esen kuzey rüzgârının
da etkisiyle ortam çok soğuktu. Sabaha kolaylık
olsun diye motoru da tekneye bağlamak isteğiyle
kıyıya indiğimde suların çekildiğini ve
teknemin resmen karada olduğunu gördüm.
Neyse Allahtan site görevlisinin de yardımıyla
tekneyi daha derindeki bir tonoza bağlayıp
en sonunda gece yarısından çok sonra yatabildim. Sabah
erkenden arabayla gidip derenin saz diplerinden
kepçeyle birkaç ilarya tutup kovayla teknenin
livarına atınca artık dünyada yapmaktan
en fazla zevk aldığım şeylerin başında gelen
Levrek avcılığına başlayabilirdim. Aceleden
dereye komple giren sağ ayaktaki çorapları
hemen değiştirip kahvaltı bile yapmadan
motora gaz vermiştim bile. Önce klasik 0.18
floro karbon ve iki adet Yo-zuri sahte ile
levreklerin yerini tespit için rölanti üstü
bir süratle gezmeye başladım. Sahtelerden
biri 6,5 cm diğeri 9 cm magnet minnow mor
ve uskumru benzeri olanlardı. Uzun süre
balık vurmadı. Saat 11:00 gibi ilk balık
vurdu. Gelen 25 cm lik bir ispendekti.
Peşinden 1,5 kg bir tane daha gelince akşam
yemeği garanti deyip ispendeği geri saldım.
Balıkların yerini tespit ettikten sonra
artık biraz rölanti ve biraz kürekle iki
adet canlı ilarya çekmeye başladım. Canlı
yemli takımların misinası 0.18 floro karbondu.
İlaryaya ilk vuruşta takım kopunca moralim
bozuldu. 0.18 lerin yerine bir takım 0.22
birde 0.30 floro karbon iki takım yaptım.
İki ispendek (600 gr ve 700 gr) daha aldıktan
sonra kamışın aldığı şekil ve makinenin
boşalma sesi gelen balığın farklı olduğunun
habercisiydi. Diğer takımı toplayıp derhal
tornistan yapıp balığa yaklaşmak istememe
rağmen balık misina almaya devam ediyordu.
Misinaya abanmadan ancak ufak tasmalarla
biraz daha oyaladım. Rüzgârın altına geçip
sağ elime de kepçeyi aldığımda balığa 5
mt kadar yaklaşmıştım.
Fakat balık hala su üstü yapmıyor ve bende
meraktan kuduruyordum. Bu sırada tekrar
50 mt kadar misina gerektiren bir kaçış
yaptı ve ben tekrar motorla üstüne gittim.
Artık iyice demoralize olan balık su üstü
yaptı ve muhteşem güzelliğini 3 mt önümde
sergiledi. Sanki teslim olmuş gibiydi. Kepçeye
girdiği anda aluminyum kepçenin artık miyadı
dolmuş tek tarafı kırıldı ancak artık tekneye
dayamıştım kepçeyi. Tartıda 6.200 gr gelen
bu muhteşem trofe anılarımdaki yerini almıştı.
Tekneye aldığımda 0.22 de kopmuştu. Bu arada
0.30 luk takıma tek vuruş bile olmadı. Pazar
günü rüzgârın artmasıyla tamamen kürek ve
akıntıyla avlanıp bir büyük ikide ispendek
toplam 4,2 kg balık tutup saat 14:00 gibi
keyifli bir avcılığı bitirip kıyıya çıktım.
Üç levreği de canlı ilarya ile yakaladım.
Pazar günkü levrek
3 kg geldi. Saros nadide trofelerinden beni
mahrum etmemişti. Bugün pazartesi ve ben
daha şimdiden Saros'umu özledim galiba...
Bol balıklı sağlıklı
günler temennisiyle oltaciyiz.biz'de yeni
güncelerle buluşmayı dilerim
oltacı
GÜNLÜĞÜ'nde yayımlanan standart
oltaciyiz.biz site içeriği dışında
ki diğer yazılı ve görsel tüm medyanın
özgünlüğü ve kaynağı yazarının sorumluluğundadır.
oltaciyiz.biz sadece yazar tarafından
verilen "özgündür" bildirimine
dayanarak söz konusu medyayı süreli
şekilde yayımlama haklarına sahiptir.Bu
bölümde yer alan yazılı ve görsel
nitelikteki her türlü medyanın yazarından
ve oltaciyiz.biz'den izin alınmaksızın
ve kaynak gösterilmeksizin kopyalanması,
çoğaltılması başka platformlarda
kullanılması / yayınlanması
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri
Kanunu hükümlerine bağlıdır.