gizlilikoltacıya MEDYATEST OFİSİweb yayımı hakkındailetişim
oltacı ATLASoltacı REHBERoltacıdan çizgili ANSİKLOPEDİoltacının GÜNLÜĞÜoltacıFORUM
TIRIVIRI savaşıdere tepesizden gelenfly fishingfotoğraf yarışması
ana sayfaya git
Sayfaya girişiniz:
 
Başlık Hızlandırılmış Oltacılık
Yazar Kemal KIRAR (Hollanda)
Tarih Aralık 2001
Tanım Anı-Deneme

     2001, Aralık'ın ortası, Saros...
Zemheri denen soğukların ağa babası geçit resmi yapıyor adeta... İki yakın arkadaşım, "Oltacıyız biz; gel bize takıl!" diyerek, Saros'a balığa davet ettiler bu fakiri. Şarköy'de uzun yıllar kalmama rağmen, kayda değer bir balıkçılık/oltacılık bilgim ve deneyimim olduğu söylenemez. Tekneye çekilen balıkların akşam sofradaki halini düşleyerek geçti balık maceralarım... Elbette onları evvela kefenleyerek (balığı kefenlemezseniz [yani, rakıyla sarmalamazsanız] ölmez, derler bizim oralarda)!
     Buraya kadar enteresan bir durum yok gibi görünüyor; ama benim açımdan, müddet-i ömrümde unutamayacağım bir oltacılık kursu oldu bu bayram tatili. Hem de hızlandırılmış tarafından!

      Anlatayım...
Sekte-i kalp geçirip öte tarafa gidip gelen (!) ve Siyami Ersek'te 5 gün yoğun bakım gören biriyim. Nihayetinde, 11 Kasım günü de üç ana damara by-pass çektiler. Demek ki Saros'a gittiğimde, 6,5 saat süren açık kalp ameliyatımın üzerinden sadece 3-4 hafta geçmiş?! Nekahet dönemimde sıcacık yatağımda olmam gerekirken; kar-fırtına içinde Saros'a balığa! E bu durumda, "Allah akıl-fikir ihsan eylesin!" demekten başka bir şey denmez elbette.
Güneyli'de, balıkçılık ve sualtı takımları tam olan bir evde toplam üç kişiyiz. Salonda güzel bir şömine var; ama maalesef yardım almadan ısıtamıyor odayı: odun kesmek filan lazım! Çok şükür ki iki arkadaşım da sportmen ve Allah'ın doğuştan balıkçılık/oltacılık hassalarıyla donattığı tipler. Ayrıca, elektrikli testeremiz bile var! "E canım, balta gibi yorucu değil; sen bu halinle bile kesebilirsin!" diyerek, testerenin elektrik kablosunu daha ilk günden tutuşturdular elime hainler! Sonraları da zaten, "Nick the chopper"ı söyleyerek epeyce odun kestim. Onlar usta ya: hazırlık yapacaklar, yem hazırlayacaklar filan... Hoş bazen de iskambil oynayarak balığa motive olduklarını (!) söylüyorlardı ya neyse... Gıybet olmasın şimdi!
Kat Kat Giyiniyoruz
     Kat kat üstüne bir daha kat kat ve üstüne birkaç kere daha kat kat giyiniyoruz, desem, havanın ne derece soğuk olduğunu anlatabilir miyim dersiniz? İnanın, lahana bile yanımızda tek ortalı ilkokul defteri gibi kalır! Biz ise -benzetmek gerekirse- Meydan Larousse ansiklopedisi gibiyiz onu yanında! "Sen şimdi büyük bir ameliyattan yeni çıktın; aman yanına çok sıkı giysiler al." dediydiler gerçi; günahlarını almayayım... Ben de onları dinledim ve on-on beş metreden 7.65 merminin yarısında kalacağı cinsten kazağımı, Paul Shark montumu ve siyah kaşmir paltomu yanıma aldım. Yanımda getirdiğim kışlıklarla ancak golf oynayabileceğimin farkına vardığımda ise, çok geç kalmıştım artık! Ortada ne varsa üst üste, üst üste giyip salon masasında iskambil oynadık ve televizyonda bol bol "National Geographic" seyrettik umumiyetle... Ha bir de her dakika büyük bir dikkat ve meteoroloji uzmanı gözüyle dışarıyı: "Hah şimdi açıyor hava, tamam canım bu kadar işte; bak kar dindi vb." avuntularla geçti günlerimiz. "Kafamızı dışarıya çıkarmak için gökten izin aldık!" desem yalan olmaz inanın...
Çekeceğim varmış
     Kaşınan benim elbette... İkinci günün akşamı, "Aman be abicim madem balık filan yok, Şarköy'e gidip arkadaşlarla bayramlaşalım bari; nihayetinde kaç kilometre ki?" diyeceğim tuttu. Ne desem, "Hadi canım, daha dikişlerin alınmadı otur oturduğun yerde!" diyen adamlar, "He ya, gidelim iyi olur." demesinler mi! Al başına karlı yolları bakalım...
Çok şiddetli kar yağışını ve buzlanmayı göz önüne alarak, otomobilimizi, evimizin bulunduğu siteye inen 30 metrelik yokuşun üstünde bırakmıştık her ihtimale karşı. Anlayın ne durumda piyasa! Otuz metrelik yokuş yavrusunu, kaya kaya 5 dk.da çıktık. (Allah için, ikisi de kollarımdan tutup yardım ettiler.) Otomobilimiz hiç inat etmeden çalıştı; sonra da ver elini Kavak ve Yeniköy üzerinden Şarköy. Siz öyle sanın! Daha doğrusu, normal şartlardaki güzergâh aynen böyle; ama şimdiki durum, Verhoyanks iklimiyle flört ediyor resmen!
Kavak sapağından girdiğimizde, Şarköy'ün pek hoşumuza giden virajları düşman gibi görünmeye başladı gözümüze. Hatta, görünmez oldular, demem lazım. Daha ikinci tatlı virajda gördüğümüz manzara şu: Bir yolcu minibüsünü şarampolden solladı bizi! Hemen arkasından bir tane daha; ama bu seferki karşıdan geliyordu ve bize bir husumeti olmadığı için olsa gerek, öpüşmememiz için diğer taraftan cumburlop tarlaya! Elbette, şaşkınlık ve korkudan, o ana kadar iyi kötü yola alan otomobilimizi durdurmak zorunda kaldık: yokuşta!

     
Yanılmıyorsam, 2-3 saat uğraştık ve pozisyonumuz yokuş aşağı olduğu için, en azından eve dönebiliriz, diye düşünerek Şarköy macerasından vazgeçtik...
Mürekkep Balığı ve Yarım Şişe Şarap
    
Üçüncü gün, her şeyi (ama her şeyi) göze alarak, sandalımızı suya attık: Vira bismillah! Sandal küçük; ama "deep sounder" (kesin yanlış yazmışımdır!) bile var. Saros fatihleri, minik bir ekrandaki karınca karınca şekillerden -adeta remil atar gibi- deniz canlısı tespiti yapıyorlar: şaşkın bakışlarım arasında. Benim de zaten otuz kat giysi içinde sadece gözlerimin hareket kabiliyeti var. "Hazreti kalıp" gibiyim Allah sizi inandırsın! Bir ara, "Dondum-donacağım; bak işte gözbebeklerim bile uyuştu!" diye düşünürken, arkadaşlar, "Bu olsa olsa akşamın kalamar ziyafetidir." dediler ve haklı da çıktılar: Adamlar usta be kardeşim! E canım, kalamar da böyle lezzetli mi hazırlanır; vallahi ellerinizi yersiniz! Kolesterol yüksekliğinden kalp damarları tıkanmış biri olmama rağmen; dışı çıtır, içi hafif lastik gibi lezzet harikasının yarısını indiriverdim mideye... Yanında da şarap içeyim bari, dedim. Hay, demez olaydım! Hâlâ kafama kakarlar, içtiğim yarım şişe şarabı. (Ne kıymetli şarapları varmış be birader! Sanırsınız ki Petrus!)
Büyükbabaların verandada sallanan koltukları gibi bir salıncakta yatan şişenin 5 litrelik olduğunu söylesem mi acaba, diye de hâlâ düşünürüm?!

www.oltaciyiz.biz'le herkese merhaba!

© www.oltaciyiz.biz
yazarın kaleminden
Diğer Günceler

        [kronolojik sırayla listelenmektedir]

Kemal KIRAR ©www.oltaciyiz.biz
fotoğraf-1
Bu günce ile ilgili düşüncelerinizi oltacıFORUM'da bizlerle paylaşabilirsiniz.
İlgili konu başlığına

oltacı GÜNLÜĞÜ'nde yayımlanan standart oltaciyiz.biz site içeriği dışında ki diğer yazılı ve görsel tüm medyanın özgünlüğü ve kaynağı yazarının sorumluluğundadır. oltaciyiz.biz sadece yazar tarafından verilen "özgündür" bildirimine dayanarak söz konusu medyayı süreli şekilde yayımlama haklarına sahiptir.Bu bölümde yer alan yazılı ve görsel nitelikteki her türlü medyanın yazarından ve oltaciyiz.biz'den izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin kopyalanması, çoğaltılması başka platformlarda kullanılması / yayınlanması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine bağlıdır.

   
 
                            yayınımız şu ana kadar oltacıTRAFFIC kez ziyaret edildi
javascript hit counter