 |
| Başlık |
Patikadan
Gördüğüm Haniler |
| Yazar |
Bahadır
ÇAPAR (Akkuyu) |
| Tarih |
30
Temmuz 2005 |
| Tanım |
Yerel
Rapor |
|
Sabahın
dokuzuydu ve çoğu için geç sayılacak bir
saatte balık tutmak umuduyla kıyıya varmıştım.
Güvendiğim tek şey cam kadar duru ve berrak
bu koyda ki onlarca metre uzunluğunda sıralı
kaya koridorları arasında lagos ve orfoz
alabileceğime olan inancımdı. Bu meraya
yaptığım önceki ziyaretimde turna ve çatal
kuyruk için gittiğim doğu burnundan dönüşte
yukarıdan, denize bakan kayalık yamaçların
makilerle gizlediği patikadan yürürken 40-50
metre aşağıda ki suda, kaya mahallelerinde
telaşla gezinen hanileri görmüştüm. Doğru
yem ve donanımla çalıştığım takdirde günün
herhangi bir saatinde balık alabileceğime
inanmıştım, onların kıyılayan gümüş sürüleriyle
oynayışını izlerken.
Hemen
kıyı hattından başlayarak 15-20 metre derinliğe
kadar su yüzeyinin altında sırt veren kayalıkları
düşünerek 280 santimlik, orta-sert aksiyonlu
iki parçalı kamışımı ve 60 kalibrelik spin
makaramı yanıma almıştım. Uzak mesafeli
atışlarda nispeten ağır sayılacak 35-70
gram aralığında ki voblerlerimi bu kamışla
verimli şekilde kullanabiliyordum ve bugün
bu performansa ihtiyacım olacağını biliyordum.
İşin en güzel tarafı rüzgar benden yanaydı.
Bulunduğum bölgenin ardındaki dik kaya sırtlar
ardından esen rüzgarı kırıyor önümdeki 50-60
metrelik alanı dalgadan ve esintiden kurtarıyordu.
Mera kendine özgü su altı coğrafyasıyla
zor bir parkurdu. Kıyı önünden itibaren
başlayan kumluk zemin ilk 20-30 metre tatlı
bir şevle sonrasındaysa birkaç metrelik
ani düşüşlerle kademeli olarak derinleşiyor,
kıyıya dik açıyla ve birbirine paralel kayalıkların
oluşturduğu duvarlarla uzun koridorlara
bölünüyordu. Bu kaya koridorlarının iki
yanındaki duvarların arası kimi yerde birkaç
metre iken kimi yerde 8-10 metreye kadar
genişliyordu. Buna karşılık taban dokusunu
oluşturan kumluk, kıyıdan seçebildiğim koridorların
sonuna kadar devam ederek açık tonlu bir
dip rengi sunuyordu. Özetle; baktığım mera
etkileyici olduğu kadar donam katili görünüyordu.
Orta sudan gelen ve batan sınıf dalıcı voblerlerimi
(sahte balıklarımı) burada kullanacaktım.
Ancak yer yer yemin yerini anlamak ve riskli
derinliklerde hız kestiğimde yükselmesini
sağlamak için tüm dalıcılarımı kendi haline
bırakıldığında yüzenlerinden seçmiştim.
Bu sayede sürütmeyi bıraktığımda voblerin
yüzeye çıkış hızından dalma derinliğini
tahmin edebilecek, ona göre sürütme hızıma
karar verecek, yüzeye çıktığında ise sırtını
görerek yerini kestirebilecektim.
İlk olarak yakın kıyıyı taramaya başladım.
8 santimlik gümüş taklidi orta sudan gelen
(yarı dalan) voblerler iş başındaydı. İlk
sayıyı 30-35 atışlık birinci setin sonunda
yaptım. Gelen bir yazılı haniydi. Haniler
acar balıklardır. Hevesle her yemin ardından
gelir, nefsine yenildiği yerde de onu alıp
kendi kayasına götürmek ister. Çokta güzel
albenili balıklardır aynı zamanda. Rengarenk
ve kalemle çizilmişçesine belirgin desenleri
hayranlıktan ötesine izin vermez ona bakanda.
Doğru suya, oyun arkadaşlarının yanına…
Adından bir, iki derken hanilerin oyununa
oyuncak voblerin büyük balığı bulamayacağını
anladım sonunda. Artık daha uzun mesafeli
atışların ve dolayısıyla derin dalıcıların
sırası gelmişti.
İlk
voblerim tirsi taklidi mavi sırtlı bir arc
minnowdu (YO-ZURI). Bu kez çok daha çabuk
sonuç aldım. Mavi sırtlı henüz dördüncü
atışta bir isabet kaydetmiş ancak direncinden
de anladığım üzere 35 santimlik hafif siklet
bir lagosu bana getirmişti. Mutluydum. Balığımı
suya geri salarken önceki gelişimde yukarıdan,
patikadan gördüğüm fevri hanilere rastlayacağıma
olan inancım perçinlenmişti ama takip eden
yarım saat boyunca umut verecek herhangi
bir vuruş alamamıştım. Her defasında "Bu
yemle son kez!" diye yineleyerek yaptığım
atışlar voblerimi kılavuzuyla birlikte bir
kayada hatıra olarak bırakmamla son buldu.
Beden ipim dyneema standartlarında 0,28
milimlik bir ipken ucunda yer alan 150 santim
uzunluğunda ki 40'lık floro karbon şeffaf
misina kılavuzumu değiştirmemeliydim. Zira
su çok berrak ve hedeflediğim balık yemi
inceleyen türdendi. Şeffaf bir kılavuzu
gün ortasında ve duru bir suda daha mukavim
çelikle ya da "ben buradayım" diye bağıran
iple değiştirmem zannımca önemli bir teknik
hata olurdu.
Şimdi
sıra 12 santimlik sedef rengiyle tüm gövdesi
yarı opak beyaz voblerimdeydi. Bu voblerin
yarı dalanlarıyla yakın bir başka merada
yaptığım av deniz turnasında çok güzel sonuç
vermişti. Atış erimim tahminen 35 metre
civarıydı. Düzensiz kısa ve sert hamlelerle
yeme yaptırdığım sıçrayışları son 10 metre
mesafede rahatlıkla görebiliyordum. Sanırım
henüz onbeş dakika geçmişti ve ben o ana
kadar lehimde olan esintisiz havanın başıma
musallat olan eşek arılarıyla aleyhime dönüşünü
izliyordum. Tepemde vızıldayarak etrafımda
pike yapan eşek arılarına aldırmaz görünmeye
gayret ederken günün başından beri arzuladığım
türden bir darbeyle adrenalin kokteyllerini
ard arda devirmeye başladım. Daha önce benzer
bir durumu tecrübe etmemiş biri yemin bir
kayaya takıldığına yemin edebilirdi. Ancak
balığın oltaya binişiyle dönerek onu geriye,
aşağıya çekmesi arasındaki anlık mukavemet
değişimi bunun bir kaya değil onu taklit
eden bir balık olduğunu anlamaya yeter.
Tatlı bir sertliğe ayarlı kalamanın artık
kavrayamadığı makaradan yükselen tiz ve
kararlı vızıltı tepemde dönüp duran arıları
dağıtmaya yetmişti. Bir an hızla boşalan
makarada ki ipin tehlike sınırına yaklaşığını
fark ettim ve vidayı sıkarak kalamayı biraz
daha sertleştirdim. Birkaç dakikadan sonra
geriye çekişler ve güçlü kafa vuruşlarından
oluşan ilk mücadele yerini giderek bana
yaklaşan balığın sağlı sollu kaya duvarlarda
başını sokacak bir oyuk arayışına dönüşerek
yumuşamıştı. Şimdi donam riskli bir pozisyondaydı.
Balığın ilk ve en güçlü kafa darbeleriyle
başa çıkabilmiş olan beden ipimin ve misina
kılavuzumun keskin sırtlı kaya duvarların
altındaki oyuklara sığınmaya çalışan balık
yüzünden bütün gerginliğiyle sürtünerek
kopması, kesilmesi işten bile değildi. Suda
30 metre civarında ipim açıktı ve balık
kaya resifin kumla buluştuğu tabanda mücadeleyi
sürdürüyordu. İpe boşluk vermek mi? Yapılacak
en kötü hareket bu olurdu; balık bir yer
bulurdu ve ipteki boşluktan istifade ederek
oraya girer ve bir daha kesinlikle çıkmazdı.
Sonunda ipimin kuvvetine, kılavuzumun esnekliğine
güvenmekten başka çarem kalmadığını düşündüm.
Yarı yoldaki balığı tabandan koparacak bir
ara tasmalamaya hazırlandım. Sarmaya devam
ettiğim halde kamışı yavaşça suya doğru
yatırarak belli bir sertlikte geriye doğru
kaldırdım. Kalamayı sanki hiç sıkmamıştım
ama tasmalamam işe yaramış balığı kaldırmayı
başarmıştım. Birkaç dakika daha süren mücadelenin
ardından olabildiğince açtığı ağzıyla, sonuna
kadar dikleştirdiği dikensi sivri ve sert
yüzgeç ışınlarıyla, kabartılmış solungaç
kapakları ve üzerinde yer alan tehditkar
dikenleriyle bir lagos silüeti önümde beliriverdi.
Başarmıştım, balığımı almıştım. İpim bana
mahçup olmamış, önceki seferin dönüşünde
gözüme kestirdiğim hanilerin büyük ağabeyi
bir lagosu bana getirmişti.
Beni
görene kadar mücadeleyi sürdüren balığı
kıyıya aldım ve boyunca ıslak kuma bıraktım.
Birkaç metre gerisine gidip oturduğum yerden
endamını seyre daldım. Ne güzeldi, ne haşmetli
ve de ne kuvvetli. Ama burada kıyıdaydı
işte. Sanki az evveline kadar bana onca
teri döktüren o değilmiş gibi hiç hareket
etmeden nasılda yatıyordu şimdi. Öğleni
etmiş gün ortasına varmıştım. Artık en tepeden
bakıyordu güneş aydınlattığı Akdeniz'e.
Kıyısında bir balıkçı vardı mutlu ve bir
elinde oltası diğerindeyse ödülü mağrur
lagosuydu tuttuğu, yukarı patikadan eve
dönerken.
|
 |
oltacı
GÜNLÜĞÜ'nde yayımlanan standart
oltaciyiz.biz site içeriği dışında
ki diğer yazılı ve görsel tüm medyanın
özgünlüğü ve kaynağı yazarının sorumluluğundadır.
oltaciyiz.biz sadece yazar tarafından
verilen "özgündür" bildirimine
dayanarak söz konusu medyayı süreli
şekilde yayımlama haklarına sahiptir.Bu
bölümde yer alan yazılı ve görsel
nitelikteki her türlü medyanın yazarından
ve oltaciyiz.biz'den izin alınmaksızın
ve kaynak gösterilmeksizin kopyalanması,
çoğaltılması başka platformlarda
kullanılması / yayınlanması
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri
Kanunu hükümlerine bağlıdır.
|
|
|
 |
Bu
günce ile ilgili düşüncelerinizi oltacıFORUM'da
bizlerle paylaşabilirsiniz.
İlgili konu başlığına  |
|