gizlilikoltacıya MEDYATEST OFİSİweb yayımı hakkındailetişim
oltacı ATLASoltacı REHBERoltacıdan çizgili ANSİKLOPEDİoltacının GÜNLÜĞÜoltacıFORUM
TIRIVIRI savaşıdere tepesizden gelenfly fishingfotoğraf yarışması
ana sayfaya git
Sayfaya girişiniz:
 
Başlık Ankara Kefal Havası
Yazar Ahmet Bülent KUTLUCA (Ankara)
Tarih 07 Ekim 2007
Tanım Yerel Etkinlik

     Evet dostlar, dört “oltacıcıyız.biz”li Ankara oltacısı, çok uzun zamandır yaza çize bir türlü hayata geçiremedikleri birlikte olma fikrini -nihayet geçen pazar- hayata geçirdiler...
Önce yazışmalar, sonrası telefon görüşmeleri ve pazar gecesi saat 23.00’te Ankaralı oltacıların ilk buluşma anı. Birbirini çok uzun zamandır tanıyan ve artık kardeş gibi birbirine yakın olmuş “üç Ankaralı oltacı” karşımda. Sanki uzun zamandır tanışıyoruz, sanki defalarca birlikte günler geçirmişiz gibi bir yakınlık ve sıcaklık; çaylarımızdan birer yudum çekmemize rağmen, sanki bir demlik çay içmişçesine bir muhabbet! Hani derler ya muhabbetin belini kırdık, diye... Biz de birer bardak çayın hüplenme zamanında, Azizcan (mavi) Onur (turnam) ve Metin abimiz ile muhabbettin belini kırdık...
Kontağı çevirdiğim anda, daha 200 km. yol varken usumla ve ruhumla ulaştığım o içimde sevinç fırtınaları estiren meraya doğru yoldayız artık... Yol boyunca malumunuz dil aynı, heyecan aynı; sohbetin en koyu yeri neresidir, deseniz: her yeri! Bir Azizcan, bir ben, bir Onur bir Metin abimiz derken, anam o da ne, 2 saatlik yol bitivermiş! Önce, en harlısından bir ateş yaktık ve etrafına çöküverdik. Daha sabaha çok var, dedik; ama sabah da oluverdi en çabuğundan! Ya biz çok gevezeyiz ya da o gece, gün terse döndü (!) ne dersiniz? Gecenin o çıplak karanlığına ve sessizliğine kattığımız kahkahaları, o tadına doyum olmaz muhabbetleri inanın kurbağalar, kuşlar, ağaçlar bile; yani, mekânın gerçek sahipleri bile feyiz alarak dinlemişlerdir. Ayrıca, inanıyorum ki ilk defa kulaklarına böyle heyecan dolu, samimiyet dolu kelimeler değmiştir onların da...
Gün, bütün aydınlığı ve tüm güzelliği ile serdi önümüze nimetlerini... Bizim tek istediğimiz, bir tek de olsa, o dayanılmaz heyecanı bize tattıracak -şöyle sağlamından- birer azman “kefal”! Sevdamız damağımızdan ve boğazımızdan dolayı değil, hani o “ardinal (cmylmz)” denen şey var ya; sadece onu vücudumuz her yerine enjekte edecek, dayanılmaz cazibesiyle ve hırçınlığı ile birer “kefal”!
Mera çok geniş, önce planımızı yaptık ve dört bir yana dağıldık. Ayrı ayrı malzemeler deneyerek, o günün sahtesini belirleyelim dedik ya nafile... Mepps'e tık yok, yapay çekirge ona keza; her renk ve her çeşit sahteleri, koca koca azmanları görüp kafalarına kafalarına düşürsek de maalesef! Belli ki ağcılar ürkütmüş “kefal”leri. Suyun azalması ve berraklığı da balığın bütün kusurlu hareket ve cisimleri algılamasına neden oluyor. “Kefal” gölgeyi sever; Anadolu’nun bazı bölgelerinde “gölge balığı” derler, o hesap. Gölgelere, ağaç altlarına, taşlık akıntıya at anam at: “4’te 0” ve “daaaaaannnn!” ardinal 1500! Azman yapay kurbağayı yutuverdi, makine stop, kamış U, 1,5 kg.lık bir azmanla cebelleşmeye başladım... Nihayet kalamayı kararında bırakıp suya girdim; azman beni görünce çıldırdı ve hoooop, otun içine. Tecrübelerin verdiği refleks ve uyum sonucu, azmanı koca kafasından ellerimle tutup dışarı çıkardım. Eeee, el açıldı artık arkadan Azizcan, arkasından Metin abi ve Onur, sepetlerde tombul “kefal”ler, keyifler iyice gıcır! Atmaya devam... Yapay yeme karşı çok duyarsız olmalarına rağmen, 8 tane “kefal”i zor gücün yakaladık ve balık iyice kesti sonunda...
Ne yapayım, tam teşekküllü kameraman Cevat Kelle gibi, acil plan için hazır, sırtımda fly takımım hoooop uçur Allah uçur sinekleri... “Kefal”ler acayip sevdiler el emeği göz nuru imitasyonlarımı. İnanın dostlar üç atışın biri dolu ardinal 10500 Bu arada arkadaşlar, mepps’e devam; ama nafile O an şuna karar verdim: birbirinden değerli 3 arkadaşıma bu işi aşılayacağım ve öğretmek için elimden geleni yapacağım. Nedeeeeen? Balığın cinsi ya da mera yapısı ne olursa olsun, doğru seçilmiş bir uçurma takımı ve imitasyon yem ile diğer bütün teknik, taktik ve takımlardan daha doğaldır uçurma takımı kullanmak çünkü.
Neyse dostlar, o gün sepete giren balıktan çok; yüreğime yerleşen, birbirini çok iyi anlamış ve birlikte paylaşmanın birlikte olmanın insanca hakkını birbirlerine verebilmiş bu birbirinden kıymetli üç insanı tanımak oldu kazancım. “oltacıyız.biz” diyen ve bu fikrin ve duygunun baş mimarı olan Bahadır ÇAPAR Beyefendiye sonsuz saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Bu güzide çatının altında yüreği, sevgisi ve saygısı ile katılımcı ve üretici olan herkese saygılarımı sunuyorum... İyiki varsınız...

AZİZCAN KARDEŞİM, ONUR KARDEŞİM, METİN ABİM... SAYGIM SEVGİM VE DOSTLUĞUMLA YÜREKTEN SEVGİLER, VAR OLUN!..

© www.oltaciyiz.biz
yazarın kaleminden
Diğer Günceler

        [kronolojik sırayla listelenmektedir]


fotoğraf-1
fotoğraf-2
Ahmet Bülent Kutluca ©www.oltaciyiz.biz fotoğraf-3
fotoğraf-4
Bu günce ile ilgili düşüncelerinizi oltacıFORUM'da bizlerle paylaşabilirsiniz.
İlgili konu başlığına

oltacı GÜNLÜĞÜ'nde yayımlanan standart oltaciyiz.biz site içeriği dışında ki diğer yazılı ve görsel tüm medyanın özgünlüğü ve kaynağı yazarının sorumluluğundadır. oltaciyiz.biz sadece yazar tarafından verilen "özgündür" bildirimine dayanarak söz konusu medyayı süreli şekilde yayımlama haklarına sahiptir.Bu bölümde yer alan yazılı ve görsel nitelikteki her türlü medyanın yazarından ve oltaciyiz.biz'den izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin kopyalanması, çoğaltılması başka platformlarda kullanılması / yayınlanması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine bağlıdır.

   
 
                            yayınımız şu ana kadar oltacıTRAFFIC kez ziyaret edildi
javascript hit counter