gizlilikoltacıya MEDYATEST OFİSİweb yayımı hakkındailetişim
oltacı ATLASoltacı REHBERoltacıdan çizgili ANSİKLOPEDİoltacının GÜNLÜĞÜoltacıFORUM
TIRIVIRI savaşıdere tepesizden gelenfly fishingfotoğraf yarışması
ana sayfaya git
Sayfaya girişiniz:
 
Başlık Orkinosların Dansı
Yazar Aygün BAŞARIR (Çanakkale)
Tarih 13 Ekim 2007
Tanım Yerel Rapor

     Alışmadığımız kadar kısa sürecek bayram tatilinin ikinci günü sağanak yağmurlu, üçüncü günü ise sadece camdan dışarıyı seyretmenin serbest olduğunu duyunca; biz de şömine yakar, kâğıt oynarız, dedik. İstanbul'dan hareket ettiğimiz 13 Ekim Cumartesi sabahı, yolda öğrendiğimiz/fark ettiğimiz tekne arızasını onarması için Şarköy'ün en namlı oto elektrikçisi "Sosyete Müfit"i de arabamıza yerleştirip Güneyli'ye -evimize- vardık. Çok hızlı davranırsak, günbatısı rüzgârları ile başlayacak fırtına ve beraberinde getireceği sağanaktan önce belki balık yakalayabiliriz, diye düşünüyordum. Teknenin arızası tamamlanıp içine doluşuncaya kadar saat 15.00 oldu.
Vira demir yaptığımız limanın palamar noktasına tekrar döndüğümüzde, saat 18.15 idi. Bu geçirmiş olduğumuz 3 saat 15 dakika içersinde, doğanın bize sunduklarını sizlerin de görmesini inanın çok arzu ederdim. Becerebildiğim kadarıyla anlatmaya çalışacağım...
Limandan ayrılırken batıdan 4 kuvvet esen hava, suratlarımızı serinletip ilk ültimatomlarını yağdırmaya başlarken, şapkalarımızı sağlamlayıp yağmurluk donanımları dahil her türlü önlemimizi tamamladık. Denizde yemli, yemsiz ve kaşıklardan oluşan karışık beş takım zargana yakalama kamışını çekiyoruz. Bulutların arkasında boğulan güneş ışınları; yerini şimşekler çakan, yıldırımlar döken korkunç görünüşlü,şişman bulutlarla değiştirip, göğün her kademesini şişerek doldurmaya başladı. Onlar bize doğru yönlenmiş dev dağlar gibi yaklaşırken, teknemizin rotası da doğrudan bulutlara istikamet idi... Neler olacağını merak eden adrenalin dolu vücutlardan hanım olan iki tanesi, "Hemen dönmemiz gerekiyor!" uyarısını yaparken, ben 3 adet zarganayı büyük çıkrıklardan teşekkül takımlara monteleyip, denizin çeşitli derinliklerine göndermiştim bile. İçimde büyüyen dev balık yakalama arzusunu, batıdan gelen sert yağmur kaçağı ve ön yağmur rüzgârları sürekli engelliyordu. Kaybolan güneşin son kırmızılıkları, dev bulutları lacivertle gri tonlar arasında sürekli değiştirip, içersindeki şimşek şakırtılarıyla birlikte sürekli yaklaşmaya devam etti. Tekneden gelen olumsuz görüşlerin ağırlığı ile ben de dönmeye karar verdim. En azından teknenin burnunun dönüş yolunu göstermesi daha sağlıklı olacaktı. Döndükten 30 dakika sonra da av bitmiş olacaktı?!
Takımların ikisini kısaltıp, tekneye en yakın ve en derinde olanına da ellemeden dönüşe geçerken, iskelemizde (deniz tarafımızda) müthiş bir doğa animasyonuna tanık olduk. Yaklaşık 300 metre açığımızda -bulutların deniz yüzeyine neredeyse değdiği noktada- onlarca "orkinos", köpükler içersinde taklalar atıyordu! Lacivert-kırmızı bulutlar, turkuvaz deniz ve "orkinos" köpükleri... Ölçümleyemeyeceğim kadar geniş bir alan, "orkinos" taklalarından köpükler içersinde kalmıştı. Gösterdikleri cüsseden genç balıklar oldukları belliydi ve oldukça kalabalık bir sürü, çok geniş bir deniz alanında yem yeme yarışına girmişlerdi. Hiç tereddütsüz, kaptanımıza seslendim: "Tam yol; iskele alabanda!" Tam gaz üzerlerine giderken, arkada süratten su üstü olmuş takımların mandallarını açıp misinaları denize boşaltmaya başladım. On dakika sonra balıkların oynak alanına girdiğimizde, etrafımızı saran "yunus"lar bir işbirliğini gözler önüne serdi. Çok büyük bir "sardalye" sürüsünü, etrafında turlayarak kontrolleri altında tutan deniz çobanı yunus balıkları, orkinosların yardımıyla da adeta "sardalye"yi ambalajlamışlardı. "Yunus"lar aşağı dalarak "sardalye"yi avlarken, orkinos"lar da aşağıdan yukarıya son sürat "sardalye"ye dalıyorlar ve avlanma teknikleri nedeniyle saklayamadıkları vücutlarıyla suyun üzerine fırlayıp ,bir de takla atıyorlardı! Ucunda "zargana"lar bulunan takımları yaklaşık 4-5 mil süratle aralarından geçirirken, deniz yüzeyinde sis oluşturarak yağan yağmur kütlesi ve içindeki şimşek sağanağı daha da hırslanmıştı. Artık bulutların altına girmek üzereyken, sancak tarafındaki çıkrık vınlamaya başladı. İşte buydu: Shimano Tld 50, şarkı söylüyordu. Bu bir "yunus" değilse, o zaman bir "orkinos" kapmıştık! Hem de çok çabuk cevap aldığımız bir baskın avı gerçekleştirmiştik. Denizdeki diğer iki takımı bırakıp ikinci bir balık daha yakalamam mümkün; fakat, yakalanan balık 600 metre misinayı bitirecek gibi (!) gitmeye devam ettiği için, vazgeçip topladık. Teknenin baş sancak omuzluk istikametine aldığımız balığımızı, kısa bir süre sonra yetişip kontrol altına aldık. Balık hızlı çıkış yapıp, hızlı yorulmuştu. Arap Sülo'ya kamışı verip ben kaptan kabininin üstüne çıktım ve kamerayla avı çekmeye başladım...
Karşımdaki enstantane aynen şöyleydi: Boşta duran teknenin 50 metre ilerisinde, "yunus"lar sakin sakin dalıp çıkıyorlar. Onların hemen 100 metre arkasında, aynı anda su üstünde 8-10 tane köpük patlatmış "orkinos" görüntüleri; yönünü değiştirip daha kuzey yolu tutmuş kurşun grisi bulutlar ve kamışın ucunda balık olduğunu unutmuş gibi toplayan sevgili ekibimiz. Şimdi de kamışı Jaklin Hanım aldı; balığı su üstü yapma şerefi ona ait olacak... İşte denizin dibinde yakamozlar yaparak yükselelen balığımız göründü, işte aile elektrikçimiz "Sosyete Müfit" balığı kepçeledi ve teknenin güvertesine aldı. Balık 15 kg. ağırlıktaydı ve açıkçası içim burkulmuştu. Daha cebbarının beklentileri içersindeydim. Yine de çok sevindik, burnumuzun dibinden geçen çılgın bulutların altında, bir resital güzelliğinde av çıkartmıştık...
Batıdan gelen dalgaların etkisiyle sallanırken müthiş bir şey oldu.Seyrettiğimiz "oyunun" baş rolünü üstlenen "orkinos"lar, bütün sürü, teknenin altına geldiler. Kararan deniz yüzeyinin 15 metre altında dolaşmaya başladılar. Metal mavisi-fosfor yeşili ceketlerinden yükselen yakamozlarıyla, insanın üzerinde irkilesi bir etki bırakıyorlardı. Peki bu balıklar neden altımıza gelmişlerdi acaba! "Sardalye" sürüsü hemen yanlarında duruyor; neden mama meselesi değil! Belki arkadaşlarını kıskanmışlardı, onlar da yukarıya gelmek istiyorlardı?! Belki de arkadaşlarını geri istiyorlardı! Artık her ikisi de imkânsız olmuştu. Arkadaşlarını geri bırakmanın bir faydası yoktu; çünkü, geldiğinde zaten ölmüştü. Ayrıca, yukarıya bir taneden daha fazla balık almak istemiyorduk...
Koskocaman bayram tatilinde yapabildiğimiz avcılık 195 dakikayla sınırlanırken, bir ömür boyu anlatmaktan zevk duyabileceğim kadar da doyumsuz renklerle süslenmişti...

     Biricik platformumuzun kıymetli oltacılarina saygılarımla…
© www.oltaciyiz.biz
yazarın kaleminden
Diğer Günceler

        [kronolojik sırayla listelenmektedir]

Aygün Başarır ©www.oltaciyiz.biz
fotoğraf-1

fotoğraf-2
Diran Bakar ©www.oltaciyiz.biz
fotoğraf-3
Sosyete Müfit ©www.oltaciyiz.biz
fotoğraf-4
Bu günce ile ilgili düşüncelerinizi oltacıFORUM'da bizlerle paylaşabilirsiniz.
İlgili konu başlığına

oltacı GÜNLÜĞÜ'nde yayımlanan standart oltaciyiz.biz site içeriği dışında ki diğer yazılı ve görsel tüm medyanın özgünlüğü ve kaynağı yazarının sorumluluğundadır. oltaciyiz.biz sadece yazar tarafından verilen "özgündür" bildirimine dayanarak söz konusu medyayı süreli şekilde yayımlama haklarına sahiptir.Bu bölümde yer alan yazılı ve görsel nitelikteki her türlü medyanın yazarından ve oltaciyiz.biz'den izin alınmaksızın ve kaynak gösterilmeksizin kopyalanması, çoğaltılması başka platformlarda kullanılması / yayınlanması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine bağlıdır.

   
 
                            yayınımız şu ana kadar oltacıTRAFFIC kez ziyaret edildi
javascript hit counter