 |
Oltaciyiz.biz'den
tatlısu balıkları atlası
YAYIN
(Gelebicin)
Silurus
glanis Linnaeus,
1758
Bahadır ÇAPAR
|

Gelebicin (Kelebicin)
ve özellikle genç bireyleri için kullanılan
kelebek yaygınlaşmış diğer yerel isimleridir.
Göllerin ve nehirlerin milli, çamurlu diplerinde
yaşarlar. Tabanda açtığı yada bulduğu oyuklarda,
çok yıllık bitkilerin kök ve gövde enkazları
altında yuvalanma eğilimindedirler. Gün içinde
bu alanlarda gizlenen yayınlar havanın kararmaya
başlamasıyla birlikte harekete geçerler. Gerek
görünümü ve gerekse ekolojisiyle güneyli akrabası
karabalıkla
(Clarias
lazera) benzer özellikler taşır.
Ancak yan yana getirildiklerinde birbirilerinden
ne denli farklı oldukları rahatlıkla görülebilecek
kadar farklılaşmış türlerdir. Pulsuz olan vücudu
kalın derisi altında yer alan mukus bezlerinin
yoğun salgısından ötürü oldukça kaygandır. Sırt
kısmında nispeten geride konumlanmış olan ve
oldukça küçük bir sırt yüzgecine karşılık anüsün
(sidikliğin) gerisinden başlayarak kuyruk yüzgeci
kaidesine değin vücudu boylayan büyük bir anal
yüzgece sahiptirler. Vücut geneline hakim olan
renk açıklı koyulu gridir. Bazen hafif sarı-kahverengi
tonlamalara sahip bireylerde görülebilir. solungaçların
yan ve alt kısmıyla alt çene ve karın bölgesi
ise kirli beyazdır.
Etçil bir beslenme
alışkanlığı sergilediğinden bulunduğu havza
da besin piramidinin en üstünde yer alan türlerin
başında gelen yayının ergin yaşta doğal düşmanı
yoktur. En uzun çifti ağız kenarlarına doğru
üst çenede, daha kısa olan diğer iki çifti ise
alt çenede yer alan tada ve harekete duyarlı
gelişkin bıyıklarıyla ölü ya da canlı tüketebileceği
her türlü hayvansal besini görüş imkanı bulunmayan
bulanık sularda bile tam bir kesinlikle bulabilecek
kabiliyettedir. Alt çene üst çeneye göre biraz
daha iri ve öne doğru çıkıntılı olup her ikisindede
çok sıralı ve geriye doğru kıvrık küçük ve güçlü
diş öbekleri yer alır. Yan yüzgeçlerinin ilk
ışını oldukça gelişmiş sert ve testere dişlerine
benzer bir dişli yapıya sahipir. Bu yüzden iri
balıkların kıyıya alınması ve bırakıldıkları
zeminde zaptedilmeleri anında bu kemikleşmiş
dişli ışınlara dikkat ederek istenmeyen yaralanmaların
önüne geçilmelidir.
Yaşadığı alanda taban
dokusu içerisinde yer alan yumuşakçalardan,
gümüş, sazan, bıyıklı balık, çıplak gibi balıklara,
kerevitten kurbağaya, kıyısal alanda barınan
sıçan ve fare gibi yer yer suya giren kemirgenlere
kadar hemen her türlü canlıyı avlayarak hayatını
sürdürür. Vücut büyüklüğüne nispetle oldukça
küçük sayılabilecek gözleri yaşadığı bulanık
ve çamurlu meralarda seçici bir duyu olarak
değer taşımaz. Bu yüzden bıyık olarak adlandırılan
duyargalar çok fonksiyonlu algılayıcılar olarak
balığın bulunduğu çevreyi fizik ve kimya yönünden
yorumlayabilmesine imkan sağlayan en önemli
duyu organlarıdır.
|
|
|